sercan's profilegothicvoicePhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    April 21

    yalnızlığım...

    yalnızlığım, hayatımın üstüne çökmüş kara bir bulut..
    yalnızlığım, beni dört duvar üstüne hapseden gardiyanım..
    yalnızlığım, seninle başbaşa kaldığım en namahrem anlarım..
    ben yalnızım, hayatım bir başına akıp gidiyor,,, tutamıyorum...:(((
    öyle bir şey ki yalnızlık, kimine göre eziyet, kimine göre hezimet..
    ama bana göre yalnızlık, en güzel yaşam biçimi...
    ne mutlu bana ki yalnızım..
    evet yüzüm gülmüyor, evet hep mutsuzum, evet yalnızım kimsem yok,,
    ama beni yalnızlığa mahkum eden şey sadece duygularım ve ben duygularım kadar insanım...
    April 12

    SEN

     
     
    bir an geliyor
    herşey anlamını yitiriyor
              ne gökyüzünün mavisi
              ne rüzgarın, kuşalrın sesi
              ne güneşin sıcaklığı
              ne pişmanlığın sancısı
    derken sen geliyorsun aklıma
    elimden yavaş yavaş kayan hayatıma
                                           yeniden sarılıyorum.
    inadına yaşam diyorum...
    ...
    bazen hayat sıkıyor
    kendimi yalnız hissediyorum
              ne annem babam
              ne kardeşim kankam
              ne arkadaşlarım
              ne kalbimi yakanım
              hiçbiri teselli vermiyor.
    alıp başımı gidiyorum
    işte o an aklıma yine sen geliyorsun.
    düşmek üzereyken uçurumdan
    umutlarıma hayallerime tutunuyorum
                                            senle olan.
     
     
    bazen kaçıp kurtulmak istiyorum
    herşeyden uzaklaşmayı düşünüyorum
    gidip unutulmayı diliyorum
    dedemden kalma tüfeğe sarılıp
    namluyu çeneme dayıyorum
    aklıma gözlerin geliyor
             ağlıyorum
             ağlarken, "belki" diyorum
             belki bir gün benim olursun
    işte ben bu umutla yaşıyorum
    çünkü seni çok seviyorum...
    ________________________________
    January 09

    ölmek

    ölmek..
     
    herkesin korktuğu, benim gibi şuursuzca yaşayan birkaç kişinin ise merak ettiği birşey ölmek...
    nedir şuursuzca yaşamaktan kastım???
    kendini bilmemkle ilgisi yok, hayatı bilmemekle ilgili birşey bu. artık dayanamamakla, bıkmakla, yorulmakla, bezmekle ilgili birşey.. derin bir karanlığa gömülmekle ilgili, herkesin içinde yalnız kalmakla ilgili, hiç gülememek güldüğünde ise sahte olmakla ilgili, her an her saniye içinin kanağlamasıyla ilgili..
    sayabileceklerim daha böyle uzayıp gidiyor.. listenin sonu gelmek bilmiyor.. ama sonu gelen birşey var; o da benim hayatım...
    herzaman dediğim gibi; bir gün bedenim toprak, ruhum ise kayıp olacak...
    ne güzel şey ölmek, hayatına son noktayı koymak..
    böyle giderse, ben son noktayı koyması için eceli bekleyemem..
    artık bitmeli, ya hayatım acilen düzelmeli ya da bu hayat tamamen sona ermeli...
    kolay olan ölmek zor olansa kalıp direnmek..
    neden zor olanı seçeyim ki???
    July 13

    korku

    071214_SO02fear_vl-verticalKorku !

    Korku sizin için nedir ?Sevdiğiniz bir insanı kaybetmek , bir köpek tarafından ısırılmak ya da en büyük korku olarak kabul edilen ölmek ..İnsanlar korkunun aslında bir duygu olmadığını bilmezler .Korku cesaretin ve inancın yokluğunun oluşturduğu bir boşluktur .Bu boşlukta kaybolmak istemiyorsanız , bu boğluğu farklı bir duyguyla doldurmalısınız .Öncelikle korkularınızın sebeplerini çözmelisiniz .Korkuya neden olan faktörü ele almanız lazım ve bu faktör üzerine yoğunlaşmalısınız .Bu yazı size karşılaşılan en büyük sorunlardan biri olan astral projeksiyon korkusunu nasıl egale edebileceğinizi göstermek için yazıldı .

    Yaptığınız astral projeksiyonlar sırasında , korkularınız elbet olacaktır .Astral projeksiyonlarda fiziki bedenin tamamen uyuşmuş ve zihnin boş olması gereklidir.Siz zihninizi sürekli
    boşaltmak için uyardığınız süre zarfında zihinde bu durumu engellemek için size korkuyu sunar .Çünkü zihin uyuşmuş bedeni kaybedeceğini düşünür.O ana kadar okuduklarını unutur ve kendini korumak için adeta kabuğuna çekilir .Bu kabuğa çekiliş sırasında bir duygu boşluğu oluşur .İşte bu korkudur .Zihniniz aslında sizsiniz ,buna bağlı olarakta korkularınızı kendi önünüze koyan sizsiniz !Öncelikle şunları bilmeniz lazım ..

    Evrende hiçbirşey yokolmaz !Kainatın kuralı budur .Herşey sürekli başka bir şeye dönüşür ya da farklı bir şekle bürünür .Fizikte ana fazlar sayılan katı-sıvı-gaz fazlarında bile madde asla yokolmaz .Sürekli bir döngü içindedir .İnsan dediğimiz varlıkta aslında bilinçten meydana gelmektedir , ve bu bilinci 7 şekilde yaşar .

    -Uyku Bilinci
    -Rüya Bilinci
    -Uyanıklık Bilinci
    -Aşkın Bilinç
    -Kozmik Bilinç
    -Peygamber Bilinci
    -Birlik Bilinci

    Burda bizim için önemli olan bilinç halleri uyku , rüya , uyanıklık ve aşkın bilinçtir .

    Uyku bilinci ; hiçbirşeyin farkında olmadığımız adeta ölü gibi bir fiziksel bedene sahip olduğumuz bir bilinç halidir .Bu bilinç halinde önemli organlar işlemeye devam ederken , ağır uykularda hiçbir duyu organı görev yapamaz .Eğer korkularınız bu kadar güçlüyse uyku halinden korkmanız lazım çünkü asıl savunmasız olduğunuz bilinç hali budur .

    Rüya bilinci ; farklı bir boyuta geçtiğiniz ve o anda fiziki bedeninizin bulunduğu fiziki boyutta ki uyaranları ve olayları değil ,rüya boyutunda ki uyaranları ve olayları gerçek olarak kabul ettiğiniz bilinç halidir .

    Uyanıklık bilinci ; bilincin tamemen fiziki bedenin kontrolünde olduğu ve maddesel uyartıların algılandığı 3 boyut kavramının geçerli olduğu bir mekanda bulunan , fiziki bedenin hat safhada kullanıldığı bilinç halidir .

    Buraya Dikkat !

    Aşkın bilinç ; fiziki bedenin ötesine geçtiğimiz ve maddesel duygular ve uyaranlar dışında değişik uyaranlarıda algılayabildiğimiz bilinç halidir .Astral projeksiyon , zihin seyahati , durugörü gibi farklı boyutlara açıldığımız zamanlarda bu bilinç hallerimizi kullanırız .Yani sonuç olarak buda bizim bir bilinç halimizdir , insanlara bahşedilmiş bir yetenektir .

    İnsan beyni öyle karmaşık bir makinadır ki , en güçlü bilgisayardan bile milyonlarca kat güçlüdür .İnsanlar uyanıklık durumlarında fiziki bedende bilinçlerini bu beyinde tutarlar .Uykuda bilinç astral bedenle vücut dışındadır .Rüyada bilinç farklı bir boyuta geçmiştir ve orada en çılgın fantezilerini yaşar.Aşkın bilinçte ise bilinç hem fiziki bedende hemde astral bedende bulunur .Eğer siz isterseniz bilincinizi tamamiyle astral bedene taşıyabilirsiniz .İşte buna 'Astral Projeksiyon' denir .Yani bilinciniz herzaman sizin elinizdedir .Çünkü bilinciniz sizsiniz!Ölmek sadece bilincin beden değiştirmesidir .

    Sonuç olarak korkularınız..Neden korkulara hedef olduğunu bir düşünün.Korkularınız olmasaydı kendinizi ruhsal yönden geliştirme yoluna gidemezdiniz .Herşeyin olumlu olduğu bir dünyada hangi amaca hizmet etmek için dünya üzerinde varolacaktınız ?Korkularınızın sizi ele geçirmesine izin vermeyin .Sizi astral projeksiyon sırasında karşınıza çıkacak BEDENSİZ BİR VARLIK korkutmamalı.Çünkü eğer siz bu bilinç şekillerini kullanmayı öğrenebilirseniz tam anlamıyla İNSAN olacaksınız .Sizin bu kadar çok bedeniniz varken bedensiz bir varlık size ne yapabilir?Bırakın herşey olması gerektiği gibi olsun .Bilincinizi astral bedene taşıyın ve , aşkın bilinçle kainatın kapılarını zorlayın .Çünkü herşey size verilen bu bilincin içinde gizli .Önemli olan bunu açığa çıkarmak ..

    intihar mektubu

    olum3nokta
    dünyam gittikçe küçülüyor, ölüme kucak açık azrailime merhaba deme hevesim depreşiyor bugünlerde.dört duvar arasında anılarımla birlikte yaşıyorumsonsuz ve dipsiz bir karanlığın, boşluğun içinde. her yanımı ümitsizlik, çaresizlik, pişmanlık ve yalnızlık yüklü bulutlar sardı. sanki üstüme üstüme geliyorlar beni boğmak için. bugüne kadar neredeyse hiç aklıma gelmeyen hatta çok kereler inanamadığımı söylediğim tanrı bile beni unuttu bu dört duvar arasında, beni yalnız bıraktı. dünyam her an biraz daha küçülüyor. akıp giden hayatın içinde kendi yarattığım bu fantastik dünya artık bana dar gelir oldu. ne yapsam ne etsem olmuyor. yarattığım bu sahte dünyadan gerçek dünyaya, gerçek hayata dönemiyorum. kurduğum sonsuz hayyaller içinde kaybolup gideceğim. korkuyorum, çünkü o günleri görüp göremeyeceğime dair ciddi endişelerim var. etrafımı saran o sonsuz, dipsiz karanlık her an, an be an daha da büyüyor.. üstüme üstüme geliyor. sonunda o karanlıkta kaybolacağım. bedenim toprağa ruhum ise kayıplara karışacak.  elbet arkamdan gözyaşı dökenler olacak, elbet yasım tutlacak.. ama nereye kadar? üç beş gün sonra her fani gibi bedenim toprağa, anılar maziye karışacak ve ben  unutulup gideceğim. önce kimse inanamayacak öldüğüme, herkes şaşıracak ve belki git işine diyecekler haberimi verenlere. ama intihar ettiğim kesinleşince, o acı haber duyulunca herkes büyük bir şok yaşayacak. kimse bu mektubu ciddiye almayacak ben ölmeden önce ama öldükten sonra  herkes "meğer ciddiymiş, doğru söylemiş" diyecek. zaten hayatım boyunca imseye hiçbir yalan söylemediğimi belki de kimse düşünmeyecek.
    önce hoca efendi cesedimi yıkayacak ki yıllarca girmediğim, başımı çevirip bakmadığım camiye bu şekilde sokabilecekler ben anca. ama o cesedi annem bile tanıyamayacak. intiharım öyle sükseli olacak ki yıllarca ders kitaplarında anlatılacak, dillerden dillere dolaşacak. herşeyin ötesinde, kayıp ruhum hep insanların içinde dolaşacak, ama kimse bunu anlamayacak..
    hani kötü olan çekici gelir ya insana, cennet ve cehennem gerçek olsaydı şayet benim yerim keinlikle cehennem olurdu. kimse alınmasın, kimse gücenmesin, üzülmesin.. ölümümden hiçkimse sorumlu değildir.. tüm gerçekliğimle sahta bir dünyada yaşadım ve o sahte dünyadan çıkmanın tek yolunu ölümde aradım. artık o sahte dünya yok ama ne yazıkki be de yokum. gelip geçici bedenim artık toprak, ruhumsa aranızda..
    merhaba asıl gerçek dünya..
     
    June 26

    yalnızlığım..

     
    yalnızlığım, hayatımın üstüne çökmüş kara bir bulut..
    yalnızlığım, beni dört duvar üstüne hapseden gardiyanım..
    yalnızlığım, seninle başbaşa kaldığım en namahrem anlarım..
    ben yalnızım, hayatım bir başına akıp gidiyor,,, tutamıyorum...:(((
    öyle bir şey ki yalnızlık, kimine göre eziyet, kimine göre hezimet..
    ama bana göre yalnızlık, en güzel yaşam biçimi...
    ne mutlu bana ki yalnızım..
    evet yüzüm gülmüyor, evet hep mutsuzum, evet yalnızım kimsem yok,,
    ama beni yalnızlığa mahkum eden şey sadece duygularım ve ben duygularım kadar insanım...
    May 15

    bekle beni cehennem

     
    Ölüm ölüm ölüm..
    Kaçınılmaz son
    Mutlak güç
    Engellenemez bir  olgu..
    Her canlının yaşamının sonu..
     
    Aslında ölüm de güzel
    Dolu dolu bir hayatın ardından
    Saçların beyazladığında
    Ve elden ayaktan düştüğünde
    Dünyada yapacakların bittiğinde
    Ya da canın istediğinde
    Başına gelebilecek en güzel şeydir ölüm.
     
    Hep ölümü düşünürüm
    Nasıl öleceğimi
    Ne zaman öleceğimi
    Öldükten sonra olabilecekleri
    Bazen kafam atar, ölmek isterim
    Ama sanırım henüz o kadar cesur değilim
    Galiba hala dünyada yapacaklarım olduğunu düşünüyorum
    Hala ümitlerim var
    Hala hayattan beklentilerim var
    Önümde uzun bir yaşam, tadacağım yeni sevinçler, hüzünler var
     
    Tamam
    Şimdilik var olduklarını düşünüyorum
    Peki yıllar sonra??
    Yapacaklarımın bittiğini düşünmeye başladığımda ne olacak?
    Artık gereksiz olduğumu,
    Ölümümün daha hayırlı olduğunu düşünmeye başladığımda ne olacak?
    Aslında cevap belli,
    Ama henüz söylemeye bile dilim varmıyor..
    Ne kadar garip;
    Hep ölümü merak ettim,
    Hep ölmek nasıl bir duygu bilmek istedim
    Ölümün soğuk dedikleri o yüzüne hasretim
    Ama ölmeye bile cesaretim yok
     
    Neden bu kadar zor?
    Beni tutan ne?
    Neden ölmek istediğim halde, ölemiyorum?
    Neden elim tetiğe gitmiyor?
    Neden gitse de tetiği çekemiyorum?
    Beni bu hayatta kalmaya, bu hayatı yaşamaya mahkum eden şey ne?
    Arkadaşlarım mı, sevdiklerim mi, sevenlerim mi?
    Kim, ne, neden???
     
    Oysa ölüm çekici, ölüm sıcak ve cehennem ateşli…
    Cehennemde yanmak belki de sabahları yalnız uyanmaktan daha iyi
    Elini yana attığında kimseyi bulamamaktan
    Ve bir boşlukta yaşamaktan, yüreğine acımasızca açılmış yaralardan çok çok daha mutluluk verici…
     
    Ama gel gör ki olmuyor
    Yapamıyorsun
    Ölmeyi tüm bedeninle, tüm ruhunla, seni sen yapan her şeyinle istediğin halde ölemiyorsun..
     
    Peki nereye kadar sürecek bu böyle?
    Nereye kadar ölümden korkacağım?
    Bunu bilmiyorum
    Bildiğim tek şey, öldükten sonra yerimin cehennem olduğu,
    Ama şunu rahatlıkla, göğsümü gere gere söyleyebilirim;
    Bekle beni cehennem, ben geliyorum…
    Aç kollarını, alevlerinle sımsıkı sarıl bana,
    Ve sakın beni bırakma…
     
    May 14

    ölüm

     

    Ölüm...
    Bir sessizlik
    Ölüm...
    Şekilden öteye hiç bir şey
    Şekil...
    Usta bir heykeltraşın
    Hünerli ellerinden çıkmış
    Muazzam bir eser
    Eser ki bir anlatım
    Eser ki bir kompozisyon
    Eser ki bir anı bir mazi
    Bir ifade, görüntü
    Oysa ölüm...
    Ölüm umutların yok oluşu
    Ölüm sessizlik
    Ölüm ifadesizlik
    Yaşarken konuşan, düşünen
    Yaşarken yürüyen, koşan
    Soran, cevap veren
    Bazen üzülen, bazen sevinen
    Bazen gülen, bazen ağlayan
    Oysa ölüm...
    Ölüm cevapsızlık
    Ölüm sonsuza dek yok oluş

    ölüm ölüm ölüm

    Zorluklarla büyümüşüm
    Para pulsuz okumuşum
    Bu vefasız dünyada
    Ancak birkaç kez gülmüşüm
    Ölüm, ölüm, ölüm, ölüm
    Birazcık zaman ver bana
    Yavrularımı son bir kez görem.

    Ansızın dikildin başıma
    Bakmadın hiç gözyaşıma
    Yalvarmalarım boşuna
    Dedi yolun sonundasın
    Ölüm, ölüm, ölüm, ölüm
    Birazcık zaman ver bana
    Yavrularımı bir daha görüm.

    Daha işimi bitirmedim.
    Eş dost ile görüşmedim
    Yavrularım büyütmedim
    Birazcık zaman ver ölüm
    Ölüm, ölüm, ölüm, ölüm

    yaşamak kadar yakınım sana ölüm..

    Ölüm uzatır sevdanın kollarını
    Gündüz demez, gece demez,
    Dur durak bilmez.
    Çevirir dört bir yanımı
    Okyanuslar içinde, minnacık bir ada gibiyim.
    İstemez yüzümün güldüğünü,
    İstemez yüreğimin sevdiğini,
    Bırakmaz yakamı,
    Ölüm,ölüm,ölüm......
    Yaşamak kadar sana da yakınım Ölüm.

    Hoşlanırsın saçlarımı beyazlatmaktan.
    Hoşlanırsın gencecik yüzümü,
    Çizgilere boğmaktan,
    Hoşlanırsın zıpkın gibi yüreğime saplanmaktan.
    Avuçlarının içindeyim biliyorsun,
    Ölüm, ölüm, ölüm......
    Yaşamak kadar sana da yakınım ölüm.

    Derelerde akar, çaylarda akar.
    Deniz dalgasını, hoyratça yutar.
    Üç beş günlük dünyam başıma çöker.
    Aklımdasın, yanımdasın, gölgem gibisin.
    Ölüm, ölüm, ölüm......

    Yaşamak kadar sanada yakınım ÖLÜM!


    ölüm

    Bir gün

    Hiç neden yokken

    Daha yaşayacak güzel günler varken

    Hayata umut dolu gözlerle bakarken

    Ansızın, sessizce gelir ölüm

    Çalar kapını

    Açmaman, kapıyı yüzüne kapatman imkansız

    Üstelik yalnız da değildir

    Yanında en iyi, en samimi dostu da vardır; Azrail…

    Görmek isteyeceğin son varlık

    Karşılaşmak isteyeceğin son yaratılmış

    Bir anda karşında belirir

    Gık diyemezsin

    Seni sen yapan, bedenine anlam veren, kabinin çarpmasına neden ruhunu alıp gider

    Geride kalan sadece et parçasıdır

    Onun da sadık yari kara topraktır

     

    Arkandan bir süre üzülüp ağlarlar

    Yas tutup karalar bağlarlar

    Ama giden gitmiştir

    Ve geri dönmeyecektir

    Kabullenmesi zor gelir

    Ama bu gerçeğin ta kendisidir

    Tanrını sana verdiği süre bitmiştir.

    Anlamak istemezler, isyan ederler

    Uzun zaman gözyaşı dökerler

    Ve bir gün sen de unutulup gidersin

    Ölen herkes gibi gideceğin yer anılardır

    Ve bir zaman sonra adın hatırlanmayandır

     

    Oysa kimse öleceğini düşünmez

    Ya bugünü ya da yarını düşünür

    Çoğu ise ölümden sonrasını

    Ama kimse yüzde yüz ölümü düşünmez

    Oysa bilmezler ki her şey ölümle başlar ölümle biter

    Ölümün nefesi, dondurucu soğuğu hep ensemizdedir

    Yakalamaya çalışır ruhunu

    Ama kaçar, yakalanmaz.

    Ta ki o gelinceye kadar..

    Ölümün yetmediği yerde Azrail devreye girer

    Ve bu olduğunda artık geri dönüş yoktur

    Renkler donar, güneş ısıtmaz, gözler kapanır ve kalp durur

    İşte son nokta; artık ölüsün

    Ölümün tadına varmışsındır

    Ve hayata son noktayı koymuşsundur

    Artık yoksundur

    Unutulmaya mahkumsundur

    Bir zamanlar gelmeyecek sandığın ölüme yakalanmışsındır

     

    (dün)    Ölüm ne güzel şey tanrım

    (dün)    Canımı al da kurtulayım

    (bugün)En güzel düşlerim, içinde öldüğümü gördüklerim

    (yarın)  Ve artık ölüyüm

     

    İşte bir ömür bitti

    Peki ne anladın hayattan, yaşamaktan?

    Anlamak mı?

    Ne anlamı var ki, zaten artık yoksun…

    Ve bir daha hiç olmayacaksın..!!!